Yazıtların Tarihlenmesi,
Restorasyonu ve Kopya Edilmesi
Epigrafi çalışmalarında en
önemli aşama, kuşkusuz,
yazıtların tarihlenmesine
ilişkin çalışmalardır. Çoğu
yazıtın kesin tarihini, hatta
ait olduğu yüzyılı bile saptamak
mümkün olamamaktır. Bu gibi
hallerde kesin konuşmaktan
kaçınmak ve yazıtı “Helenistik
Devir” ya da “Roma Devri” gibi
çok geniş periyodlar içinde
tarihlemek belki de en sağlıklı
yoldur. Yazıtları tarihlerken,
epigraf eserin çıktığı yerin
özelliklerinden “buluntu yeri”
eserin sanatsal yapısına kadar
ki bunlar “eserin niteliği” ve
“eserin niteliği” dir. Çok yönlü
düşünmek ve eseri diğer
paralelleriyle karşılaştırmak
durumundadır. Ayrıca yazıtın,
bilinen bir tarihsel olayla
ilişkisi, tarihi bir şahsiyetle
ya da onun yaptığı işlerle olan
ilişkisi, eğer yazıtta tarih
varsa bu tarihlerin
anlamlandırılması, yazıtlardaki
stil, ifade ve yöntemlerin de
göz önüne alınması gerekir.
Bilindiği gibi yazıtların
büyük bir çoğunluğu elimize ya
kırık ya da zedelenmiş olarak
geçmektedir. Yazıtları yayına
hazırlayan epigraf bu
yazıtlardaki eksiklikleri
tamamlamaya ve metinleri
orijinal durumlarına
yaklaştırmaya çalışır.
Epigraf tarafından yapılan
tamamlamalar köşeli parantezler
içinde gösterilir. Tamamlamada
kuşku duyuluyorsa parantezin
içine soru işareti eklenir.
Tamamlanamayan kısımlarda köşeli
parantez içinde belirtilir ve
mümkünse eksik olan harf sayısı
yazılır.
Bazı kırık yazıtların diğer
parçalarının da sonradan ele
geçtiği ve eski parçayı
bütünlediği görülebilir. Restore
edilecek yazıt hakkında
düşünülmesi gereken ilk konu, bu
yazıtın ait olduğu yazıt
grubudur. Örneğin elimizdeki
fragment bir dekrete ise, o
şehir ve ya yörelerdeki
dekretelerde kullanılan genel
formülleri incelemek ilk iş
olur. İkinci önemli nokta da,
satır uzunluklarının doğru
tahmin edilmesi ve
tamamlanmasıdır.
Yeni bir yazıtla karşılaşan
epigrafın yapması gereken ilk
iş, gördüğü yazıyı dikkatli bir
şekilde kağıda aktarmaktır.
Kopya işi tamamlandıktan sonra,
taşın ölçüleri ile harf
yükseklikleri ve taşın cinsi not
edilmelidir. Fotoğraf çekimi de
oldukça önemlidir. Eserin
değişik açılardan çekimleri ve
detay çekimleri alınır.
Ortamdaki ışık seçimi önemlidir.
Uygun ışık yakalanamıyorsa yapay
ışık kullanılır. Eserin iki
türlü kopyası alınır. Kağıt
kopyada kullanılmakta olan
kağıdın özelliği, ıslatıldığı
zaman kolaylıkla liflerine
ayrılabilmesi ve bu özelliğinden
dolayı taş üzerindeki her deliğe
girebilmesidir. Eser ıslatılır
ve gerektiği kadar kesilen kağıt
taşın üstüne serilir. Bir sünger
ile ıslatılan eser, tahta bir
fırça ile, kağıdın iyice
yerleşmesi ve hava
kbarcıklarının kalmaması
sağlanır. Kağıt kuruyunca
eserden ayrılır. Lateks kopyada
ise sıvı kauçuk olan sıvı,
eserin üzerine ince bir tabaka
halinde sürülür ve kuruyunca
işlem birkaç kez tekrar edilir.
|